17 Mayıs 2012 Perşembe

okur mektubu yazılır ve cevaplanır, cilalanır parlatılır...

Çakma Okur Mektubu Görseli -1
Cicoz sakızlarını çok özleyen Patira kişisinden selamlar bilogcum.

Totoyu yayma saatlerimden biriydi, gazetelere bir göz atayım dedim aman da n göreyim, gülsem mi ağlasam mı bilemediğim bir haber'e denk geldim.

Kahramanlarımız, çipçirkin dobiş bir kız ve onun hesap kitap işlerinden sorumlu annesi. 

Hesap kitap işlerinden sorumlu anne kişisi kızını teee 19 yaşına getirir ve emekli olur. Emekli hesap kitap işleri uzmanı anne kızını karşısına alır ve "bak kızçem; allah n verdiyse bunca sene hunharca yedin, seni doyurmanın n demek olduğu hakkında bir fikrin dahi yok, yaşın da ilerliyor, emekli maaşıyla sana ancak zerzevat alabilirim ama zepzengininden bir koca bulursan o sana pirzolalar alır, löp löp bonfileler, yağlı yağlı antrikotlarla besler seni, kaldır koca totonu da zengin doktor bir koca bul hem benim basuruma hem senin mide sorunsalına bir çözüm bulsun" demiş.

E tabi zepzengin bir koca bulabilmenin bir yolu da çipçirkin ve dobiş olmamaktan geçtiği için kız kalorilerinden asla fedakarlıkta bulunmamış ve "annemi medyada şöyle bir rezil edeyim konulu mektubu" gazeteye göndermiş ve masal da böyle bitmiş. ama bu masallar bitmez şekerlerim.

Neden mi?
Gazeteciliğe ilk başladığım zamanlarda, bir dergide stajyerim, ama nasıl da havalıyım. sanki kapak haberini ben edite etmişim gibi, koca plazanın asansöründe, havalı havalı cool, sessiz ve entellektüel dişiyi oynuyorum. asansörden iner inmez havam sönüyor tabi. çünkü o kattaki herkes aslında sefffiiiiiiil bir stajyer olduğumu gayette iyi biliyor. 

İşte o havamın batıp yerlerde süründüğü malum dergide yaptığım; sadece okur mektubu yazmaktı. "Yanlış yazdın mal Patria" diyenlerin ağzına vururum çünkü doğru yazdım okur mektubunu okumaz bizzat biz yazardık. Okurdan geleni değil, işimize geleni yazardık.

İşte resimde de gördüğünüz üzere birçok mektubun sahibi Patria kişisi olarak söyleyebilirim ki; çok kral çakma okur mektubu düzenler ve utanmadan cevabı da bizzat ben yazardım. Mektubu gönderen kısmına bazen kaynağı tamamen totom olan bir rumuz ekler ya da lise öğretmenlerimin isimlerini falan eklerdim. E tabi çok büyük bir gazetecilik örneği sergilemiş olmanın verdiği gururla, yayın yönetmenine teslim ederdim çakma mektuplarımı. Elbette geçmişte kaldı ama n zaman bu tarz mektupları görsem mazi kalbimde bir yaradır bilogcum; asla ciddiye almam! 

23 yorum:

  1. Gözlerinden öper, iyi mesailer dilerim. Geldim ve gelmişken selam edeyim dedim. Grşrz yine burlardayım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. amma çok ara verdin bre adam! yaz artık da okuyalım.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. daha yaratıcı olabilirdi aslında heheh

      Sil
  3. iyiymiş benden harika bi gazeteci olur ozaman :D çünki süper uydururum
    bu arada blogunda pek güzelmiş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahah sevindim beğenmene. hoşgeldin razin.

      Sil
  4. hahaha:))))demek içgüdülerim doğru söylüyormuş:))ben de zaman zaman blog yazarı ama kendisini köşe yazarı yapmış Ayşe vs.nin yazdıklarından işkillenirdim:)kendileri ilginçlik olsun, okunsun diye yazıyor, kendileri cevaplıyorlar:))bu arada şu anda bir gazetede yazıyor musun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen öyle büyük bir çoğunluğu bunu yapıyor.arada daha da yazarım bu konu hakkında. çok daha ilginç şeyler var.

      Yok hayır artık gazetecilik yapmıyorum ama benzer bir alandayım. Biraz daha yaratıcı sadece gazetecilikten heheh

      Sil
  5. totodan lise öğretmenlerinin adını yazmak iyiymiş doğrusu :) benimde sabaha denk dinlediğim bir radyo vardı.kız dj sabaha dek yayında kalırdı."işte sabahın dördü oldu istanbul yağışlı şimdi filanca şarkı geliyor.."gibisinden anonslar yapardı.bende vayy kız sabaha denk yayında ne cool falan derdim.Zaman içinde face twitt sayesinde falan arkadaş olduk.O zaman itiraf etti o yayınları normal mesai saatlerinde yapıp gece yayınlıyorlarmış meğer ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahah seninkisi de iyiymiş Levent. Hayat işte insanı neler mecbur bırakıyor :D

      Sil
  6. uww bunu öğrendiğim iyi oldu.bende her seferinde dergilerin o kısımını bir hışımla okurdum milletin ne sorunları varmış yeaaa diyerekden..huuhhhhuuu yemem artık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çokomellcim selam, bütünüyle çakma demiyorum ama birçoğu sahiden öyle.

      Sil
    2. walla daha bnde inanmam :D

      Sil
    3. Ahahay hepsi değil diyorum yahu

      Sil
  7. 1968'de ilk yazım ve çizgilerim duvar gazetelerinde neşredildi. Bir havaya girdim ki sormayın. Sonra yedi yıl sonra profösyonel olarak gazeteciliğe ressam olarak başladım. Ondan sonra da bütün servisleri rdolaştım sayılabilir. En son Hürriyet gazetesinde de reklam müdürlüğü yaptım tam sekiz sene. Sonra da radyo ve tv yayıncılığında yönetmen olarak oyalandım. Velhasılı ömrümüz geçti gitti. Sıra sizde demek ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Profösörcüm hoşgeldiniz, siz epey yoğun geçirmişsiniz gündeminizi. kimbilir n kıymetli deneyimleriniz oldu onca zaman diliminde, saygılar.

      Sil
  8. Süpersin ya, başka diyecek bir şey bulamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. heheh teşekkür ederim pia_set.

      bilogunu ziyarete geldim bugün, sevgiler.

      Sil
    2. Desene şenlendi benim fakirhane:) Teşekkürler...

      Sil
  9. Ne bitmez derin varmış yaz yaz dur !!! Yazdıkların sinir bozucu

    YanıtlaSil
  10. Pispatria yazdığımın üstündeki yorumu okudum da güldüm ya :) Senin bilogunun da güzel yanı bu zaten, sinir olan da okuyor, beğenmeyen yine okuyo :) sen de herkesin yorumuna cevap veriyorsun, süpersin..

    Şimdi, işyerinde temizlik yapan bir ablamız var, hergün işyerine gelen gazetelerden bedava otlanır, ' yok cinsel sorunlar, yok mutsuzluk, yok aldatmaları' okur ,sorna da 'neler varmış bu dünyada, gelin kayınpederine kaçmış, ne diyosuz gızlar' diye bize anlatırdı.
    şimdi ona söyledim bu okur mektupları çakmaymış diye, 'Yazıklar olsun gosgoca gazetelere' diyo :)))

    YanıtlaSil

yiosa siz de yazın...
hatta yazmazsanız küserim, ciddiyim !